Reklamı Geç

Sevindik mi?

İftar sonrası üstün fedakarlıklarla, çay ile çekirdeğin düştüğü ayrılığa son vermiş, gururlu bir Karamanlı edasıyla oturduğum televizyon karşısında, yeter miktar kötü adam öldürüp, “teşkilat” bilinciyle donanmış olmanın, damarlarımdaki asil kana verdiği hareketlilik ile sahura doğru yol alıyorken, bir sanayici ağabeyimin "gözünde canlanan koskoca mazi"ye de imreniverdiğimden olsa gerek; birkaç satır da benden olsun istedim.

Sevindik mi?
03 Mayıs 2021 - 01:35
Mesleki deformasyon nedeniyle hala devam ettiğim radyo dinleme alışkanlığım çerçevesinde açtığım meşhur haber kanalına ait radyo istasyonunun, yazılı bir emirle tebliğ edilmiş bir prensip gibi değişmeksizin yayımladığı caz müziğinin, beni alıp bir yerlere götürmediğini de itiraf etmem gerekir, ki daha fazla “caz yapmasına” dayanamayıp sessiz bir Karaman gecesini tercih ediyorum yine. 

Hiç huyum olmasa da, coğrafi konumumdan kaynaklı olarak, tepeden bakıyorum memleketime… “Yasaklara baş kaldırma” konusunu yanlış bir yerinden anlayan memleket ergenlerinin, atmalarının ardından koşarak kaçma cesaretini! ve yıldızsız gökyüzümüze sarı kırmızı renkler saçan havai fişeklerin bari beni alıp “Eski Ramazanlar”a bir astral seyahate çıkaramayışını fark edince, 2020 ile hayatımıza giren ve adına pandemi dedikleri bu ahir zamanın, ruh dünyamızda meydana getirdiğinin hasar olmaktan öte yıkıma dönüştüğünü hissedince; “kısıtlama döneminde bol bol yazarım artık!” düşüncesinden de daha üçüncü gününden soğuduğumu fark ediyorum.

Oysa hiç değilse 2019’da olsaydık, koskoca maziden herhangi bir ekran görüntüsü alamasam bile, ilkin Galatasaray’ın şampiyonluğu aklıma gelmeliydi, sarı ile kırmızının ahenkli dansını izlediğimde…

Yok yok o da gelmezdi…

Eskiden ilk onbirini ezbere saydığım takımdan, Muslera ve Falcao dışında kimse aklıma gelmeyince, son yıllardaki taraftarlık ile alakalarının kalmadığının bilincinde olmayan, ancak yine de spor sevdikleri iddiasıyla, yolda, sokakta, sosyal medyada ve mümkün olan her türlü mecradaki gayri ahlaki tezahüratlaşmalar nedeniyle, günlük hayatta ilkel benliklerinin duyduğu, küfür ve hakaret ihtiyacını tatmin etmek üzere, bizi tribünlerden soğutma görevlilerinin fedakarca gayretlerinden mütevellit bir uzaklaşma içinde bulunduğumu hatırlayınca, bunun da olmayacağına karar verdim. 

Zihin karmaşamdan, Karamanspor’un önceki günkü “can havli”nin bu gösterinin sebebi olabileceği, hatta bundan başka bir gerekçenin, vatana ihanet kadar kötü bir şey olacağı kararı ile sıyrıldım. Evet abarttığımı kabul ediyorum, ancak sıkıntılı geçen sezonla birlikte 3. Lig’e de veda etme tehlikesinin bertaraf edilmesini sağlayan 5’lik bir maça seviniyor olmayı, memleketimdeki ebeveynlerin, devletimizin koyduğu ve hepimizi hem kendi, hem de sevdiklerimizin hayatları ile tehdit eden virüsten korunma ve kurtulmaya yönelik yasağa uymayan, eskilerin tabiriyle “anarşik gençler” yetiştirdikleri bilgisine, tercih etmeyi istedim.

Bazı konular vardır, ki siz ne kadar doğru düşündüğünüze adınızdan daha emin olsanız, hatta yer yüzünde bulunan hemen her yazılı kanunda da düşüncenizi destekleyen açık ifadeler olsa dahi, hiçbir yasal dayanak bunu, öyle halka açık bir şekilde dile getirmenize yetecek cesareti size sağlamaz. Bundan dolayıdır ki, neler olduğu, nasıl olduğu, öyle mi yoksa şöyle mi olduğu konusuna girmek gibi bir niyete sahip değilim. 

Bilmemenin verdiği bir cesaret ve rahatlıkla ancak şunu söylüyorum; Çok iyi oldu be!

Bazıları, koronavirüsün ilacını bulmuş gibi bir heyecanla uyardılar beni; “Karamanspor değil, Karaman Belediyespor!” 

Bu arkadaşlar sanıyorlar ki ben, filanca partinin belediye başkan adayı alışkanlıkları gibi, Karaman dışında yaşayıp yaşayıp, ihtiyaç doğunca “Benim naçiz bedenim, aklımın ermesinin hemen ardından, çeşitli nedenlerle kapitalizm sürgünlerinde olsa bile, ben hep buralıydım, kalbim de, ruhum da hep Karaman’daydı” diyen bir gazeteciyim!…

Hanımefendiler! beyefendiler! Düzeltmenize gerek yok! Söylediğim her kelimeyi bilinçli olarak, Karamanspor ile Karaman Belediyespor arasındaki farkı da, Karamansporu da, nasıl Karaman Belediyespor’a dönüştüğünü de, pek çoğunuz gibi, fiilleri ve failleri ile birlikte tek tek bilerek yazıyorum. Dolayısı ile Karasakal Hocam’ın da kulağını çınlatarak, demeyen küffara inat; Karamanspor’un “hayat öpücüğü” özelliğindeki bu galibiyeti, Karamanlılara, Karamansporlulara, ismini telaffuz etmesem de, hemencecik “aha bu benim!” diyeceklerinden emin olduğum, kafasını kuma gömen tüm devekuşlarına, yetkililere, yetkisizlere, ilgililere, ilgisizlere ezcümle Karaman’a, ligde kalma fırsatından öte, şapkayı alıp gitmeye hazırlananlara, o şapkayı önlerine koyup düşünme şansı vermesi açısından, çok iyi oldu gerçekten…

Şimdi, maçın detayını, öncesini, sonrasını, olanları, olmayanları artık bir kenara alıp, öne konulan şapkayı konuşma zamanıdır.

Önceki teklifimi bir kere daha tekrarlıyorum, ki başka bir çözüme aklımın ermemiş olabileceği ihtimalini göz ardı edersek, bunun dışındaki söylenegelen çözüm önerilerinin, günü, sezonu kurtarmaktan öte fayda sağlamayacağının altını çiziyorum. Kimseyi göreve çağırmıyorum ama. Konunun görevlisi de yetkilisi de zaten belli. Yönetim, (yapabileceğine inanmak için hiçbir gerekçe sunmasa da) tüm kesimlerle kenetlenerek, özerk, kendi çapında güçlü, gelir kaynağı/kaynakları olan, sporcu keşfeden, sporcu yetiştiren, birilerinin sadakasına, ihsanına muhtaç olmayı kabul etmeyen, kendi ayakları üzerinde durabilme yeteneğine sahip bir Karamanspor A.Ş. için, gereğini yapmalıdır.

Evet, Karamanspor 5 – 0 galip geldi. Öyle ya da böyle. Sevindik mi? Hem de çok sevindik.

Lütfen, beceriksizliklerinizle bu sevincimizin ömrünü kısaltmayın…
Hacı Ali Güley

YORUMLAR

  • 0 Yorum