Dilimizin korunması

Dilimiz saklı dil değil kullanılan, yaşanılan yaşatılan dil olmalıdır

27 Mayıs 2018 - 11:42
Dilimiz saklı dil değil kullanılan, yaşanılan yaşatılan dil olmalıdır. Çünkü dilimiz barındırdığı özellikler açısından akışkan ve kolay ifade edilebilen bir dildir.

Dilin yolculuğunda, dilin korunması ve kullanılması yolunda kuşkusuz çıkış noktası Karaman’ın Türk Dilinin başkenti oluşudur. Karamanoğlu Mehmet Bey’in Fermanının açılımıdır. Dilin buradan nasıl çıkıp şekil alıp biçimlendiğidir. Bu açıdan da baktığımızda kentimiz ve dil ayrı bir önem kazanmaktadır.

Edebiyatımıza da baktığımızda diline sahip çıkan, anlatımlarında kendi öz dilini yazan dilini çok güzel kullanan, düşüncelerini kendi dili ile anlatan yazarlarımız çoktur. Yazarın yazılarına yansıyan dili ve diline olan duyarlılığı konuyu anlatırken, diline biçim verirken adeta dilinin neler içerdiğini de göstermek ister. Dile soluk alıp verdirmek onu yaşatmak, dilimizi güzel örnek olarak kullanmak, dili hissederek öz varlığımız olarak kullanmak, aslında bu hepimizin görevidir. Çünkü dilimiz özümüze daha yakındır içten dokunaklı şeyleri kendi dilimizle daha kolay anlatabiliriz.

Dil bizi tanıtır anlatır. Duygunun atlası düşüncenin anlatım biçimi, yazarken yazı dili ne kadar önemliyse konuşma dili de o kadar önemlidir. Bir anlatım öğesi olmanın ötesinde birçok açıdan kendimizi ifade edebilmemizin bir göstergesidir dil. Çünkü insanı insan yapandır, öz değerdir dil.

Dilimize başkaldıranlar, dillerini disipline etmeyenler, kendi öz dilini yadsıyanlar, dilin uzun birikimler sonucu meydana geldiğini göremeyenler bunca birikimi gözler önüne seren tarihlerine dönüp bir daha baksınlar. ’’Karaman Türk Dilinin başkentidir.’’ Cümlesini dilimizden düşürmediğimiz gibi dile olan duyarlılığından öz Türkçe kullanan Yunus Emre’yi de dilimizden düşürmediğimiz gibi onların kullandığı dili de dilimizden düşürmemeliyiz.

Modern çağın getirdiği yenilikler, değişiklikler, dilin dokusunu değiştirmiş insanların daha çok soluk aldığı mekanlarda yabancı dil başka bir anlam da dilimize katılmıştır. Ama bizim öz dilimiz asıl gerçek dilimiz Türkçemizdir. O geçişleri değişimleri gözler önüne seren mekan sahiplerinin kendilerine özgü dillerini işyerlerinde kullanması gerektiğini unutmaması uygulamada da milliyetçi olması gerekir. Unutmayalım kendi dilimizi korumanın ve kullanmanın yolu yine kendimizden geçiyor. Kendi dilimize sahip çıkmak.

Ama maalesef globalleşen dünya da dünyanın her tarafını saran kuşatan bir dil var. Kullanılan teknolojide de yeni dil kavramı görme okuma ve anlama açısından yeni bir yansıma dili de oluştu. Ama yılların eskitemediği dil yaşadığımız hayatta tıpkı kendimizin yansıması gibi de karşımızda durur. Eski dil dün ile bu gün arasında ki bağ, dünle bugünün bağı yine dönüp dolaşıp bizi bize anlatır. Yaşam kültürümüzün izlerini de yansıtan dil ve bizimle tarih geçmişin arasında bir bütünlük köprü vazifesi görür. Duygularımız anonim hikayelerimizde masallarımızda yer alan dil. Kendi öykümüzü dahi onunla kurar onunla anlatırız. Yaşayan dil ile eski dili gündelik hayata taşırız. ’’Dili kurtarma’’ sözü sürdürebilir bir süreçte, kullanılan teknoloji, yemek kültür farkları, yer, mekan yaşam ortamı bunlar değiştiği sürece dilin kullanım biçimi de farklılaşır ki dili kurtarma sözü de maalesef askıda kalır.

Dilimiz zamanın içinden geçerken değişime de uğrar deforme olur. Bizler de kendi dilimiz üzerinde de böyle bir sürekliliği değişimi de üstlenmiş oluruz. Yani bizler dilimizi değişime uğrattık. Ama bizler milliyetçilik düşüncesiyle dilimize sahip çıkarsak dilimize bir nevi de soluk alıp verdirebiliriz. Dil eğer soluk alıp verip yaşamaya başlarsa onun gelişimi de söz konusu olur. Dilin sürekli yenilenmesi için kurulan Türk Dil Kurumu bu konuda ne kadar görevli olsa da dilimizi gündelik hayatın içinde kullanacak olan sonuçta bizleriz.

Dile her zaman biçim veren insandır. Dil kullanan kişiyi zenginleştirir onu yansıtır.

Bir şehri biçimlendiren izlere baktığımızda denilebilir ki kent ancak dili ile biçim alır.

Karaman Haber’de yayımlanan Semboller ve Kelimeler yazımı da okuyabilirsiniz.

https://yazarimben1.blogspot.com.tr

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum