• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ara
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Asayiş
  • Sağlık
  • Spor
  • Eğitim
  • İlçeler
  • Bilim - Teknoloji Dünya Kadın Yaşam Karaman Kültür Sanat Medya Otomobil Tarihten
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. Blog
  3. Bir kaşık yemekle bir bebek doyar
Blog
Yayınlanma: 06 Aralık 2017 - 19:07

Bir kaşık yemekle bir bebek doyar

Her sabah olduğu gibi, bu sabah da erkenden kalktı, elini yüzünü yıkadı, üzerini giyindi

Blog
06 Aralık 2017 - 19:07
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Dinle
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Her sabah olduğu gibi, bu sabah da erkenden kalktı, elini yüzünü yıkadı, üzerini giyindi. İşyerinin yolunu tuttu. Yol kıpırtısız, sağında solunda kimsecikler yoktu. Küçük tek sıra evleri geçti hızla, yolun karşısındaki durağa geldi. Durakta bekleyen arkadaşlarının hepsi, birer yıkıntıya dönmüş ıssız sessiz öksüzler gibi bakışıyorlardı. Bazıları ölü rengini almış, bazıları da ayakkabılarına yan basmış, bazılarının ayakkabıları da yan basmaktan yüzleri eğilmiş, bazılarınınki yırtık uçlu, bazıları da terlikli. Yine de büyük bir bağlılıkla, o ayakkabıları her birinin ayaklarını koruyordu. Terlikler ki o kıdemli aceleci terlikler, daha hızlı ve kıvrak hareketlerle, daha çok acı çekmiş gibi, ayaklarında yılların terliği gibi duruyordu.

Erkenden işe gitmek ve geç vakitte işten dönmek.

Başını kaldır da bak öyleyse, nereden nereye geldiğini anla. Bu kadar yıl sonra yüreğinin kilidini aç da öyle konuş. Nereden nereye derken, kendini de acımaklı gösterme, o yüreğindeki acılar senin olsun, sevinçleri anlat bize, "Sen neşeden haber ver, derdi herkes tanıyor."

Geçmiş geçmişte kalmıştır. Canın acıyorsa hiç de zorlama kendini, içinden neşeyi çıkarmak için, "Evet ben de öyle yapıyorum şu günler, ne neşe ne dert bol uyuyorum. Uyku benim tek derdim imiş gibi uyumak istiyorum" "Uyu öyleyse." "Uyuyorum ama yine de her gece rüyamda fabrikayı görüyorum. Bisküvi topluyorum, paketliyorum çünkü benim dünyam iki bisküvi arası, başka dünyam yok. Olmadı. Sadece bisküvi benim dünyam ömrüm boyunca yaşadığım gördüğüm, tek şey de petibör. Hep o birinci fırında, başka da bir şey görmedim. Görmüyorum da, ama onu toplamak da ayrı bir zevkti. Neden? diye soracaksan, ben petiböre tek tek dokunarak toplardım. Onu topladıksıra da onu yiyecek olanları, onu benden sonra tutacak elleri düşünürdüm. Sonra onu toplarken onunla alacağım ihtiyaçlarımı düşünürdüm. O petibörler benim elbisem oluyordu, karnımı doyuran aşım oluyordu. Şunu da bilin ki, bir insanın kendi elinin emeğini yemeden, daha zevkli bir şey de yoktur. Gerçek tat elinin emeğini yediğinde aldığın tattır, zevktir."

Uyanmıştı, yatağından kalktı, hava yolu ile bisküvi kokusunu kokladı içine çekti. O bisküvi yollarında yürümüyordu artık, hava yolu ile gelen kokuyu koklamaktaydı. "Omuzlarımda hala o bisküvin yükü var hissediyorum."

Hani şu yemekhanede yemek seçen beğenmeyen kızlar vardır bilir misin onları? Anasının evinden yiyemeyeceği yemeği yer, onda bile "Benim sevdiğim yemek bu değil" der, beğenmezler. Ben de tam o tip kızların masasına oturur, onların tabaklarındaki yemekleri toplar, kendi tabağımda yerdim. Ben yemek seçmem. Bütün yemekleri de yerim. Özellikle gece çıkan çorbaları, dökülmesin çöpe gitmesin, bir kaşık çorba çünkü "Bir kaşık çorba ile bir bebek doyar" bu da, o yıllarda benim bulduğum bir slogan cümle "Bir kaşık yemekle bir bebek doyar"

Gece vardiyalarında yemek esnasında yemekhanede ayrıca bir sessizlik olur. İşçi kızlar melekler gibi inerler, sakin ve seri sıraya girerler beklerler. Kızlar düşünüyor. Ne düşünüyor? Bu gün de mi tavuk çorbası? diyor bir tanesi. Bir diğeri de "keşke her gün tavuk çorbası olsa da yesem" Tavuk çorbasını seven ve sevmeyen ikisi aynı sırada. Biri birinin tabağında, birbirlerine yemek servis ederken, kaşık sesleri duyulur. O sırada açlık kardeşlik, paylaşma, sevgi hepsinin gizli sesleri de duyulur. Anlayana.

Sen bir ses duydun mu? Ben duymuyorum. O melek kızlar, sürmeli gözleriyle, beyaz başörtüleriyle, ellerinde boş kaşık, yanlarındaki boş sandalyeye arkadaşlarını buyur ediyorlardı. "Şu tavuk çorbasından bir kaşık da sen al, dökülmesin günah" Kaşığını uzattı arkadaşı bir kaşık çorba almak için. Baktı ki arkadaşı hiç dokunmamıştı yemeğe, açtı üstelik. Yememişti. O anda arkadaşının gözlerindeki açlık hissini de gördü. Yüzü ondan sapsarı kesilmiş, ondan kuvvetten düşmüş, ondan yaz günü dahi soğukta kalmış gibi üşüyorlar. Kızlardan bir tanesinin dua sesi duyuldu. "Amin" dedi yanındakiler.

Konuşan kadın, cefakar, vefakar kadın birden sustu. Havadan gelen kokuyu burnuna çekti. Bak yine mis gibi kokuyor. Yeni çıktı fırından, mis gibi petibör, finger.

Bak bu hava bu koku bana bisküviyi hatırlatıyor ve bu hava hala bisküvi kokuyor. Bana bundan sonra mezarlığın yolunu gözlemek düşer her gün ibadet etmek secdeye kapanmak ama yine de başımı her secdeye eğdiğimde ve kaldırdığımda o bisküvi kokusunu duyuyorum zaman geçiyor ve o koku geçmiyor. Bu koku tamamıyla onun ruhuna egemen olmuştu onunla yemek yiyor onunla ibadet ediyordu.

Bisküvinin ben de çok hakkı var. Sanırım ona karşı bir vefa borcum var. Sanırım hepimiz de de var. Bize çok iyiliği dokundu olgunlaştırdı bizi. Bisküvi işçiliği için, hepimiz aynı yolda, farklı yollar üzerinden gelmiş olsak da, aynı amaca doğru geliyor, aynı kapıdan giriyor, aynı kaptan yemek yiyorduk sonuçta.

Bir düşünün isterseniz, kafanızı elleriniz arasına alıp.

Düşünüyordu.

Her yer sessiz, herkes uykuda iken o kokuyu içine çekmek, bisküvinin varlığına şükretmek. Ceplerindeki para, onun karanlık günlerinde aydınlığı olmuştu. Onunla aydınlanıyor merdiven çıkıyordu. "Şükür, Rabbime şükür. Onunla ateş yaktım, yemek yaptım. Onunla yürüdüm, hala da yürüyorum. Ömrüm sonbahar oldu, bisküvi bana yol gösteriyor. Ben de onun bana verdiği güvenle, hala yürüyorum.

Neden? Çünkü yemek hazırdı. Bana sadece tencereyi ateşe koymak ve ateşten indirmek kalmıştı.

http://yazarimben1.blogspot.com.tr/
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
Joel and Victoria Osteen Didn’t Aim To Become Pastor
Joel and Victoria Osteen Didn’t Aim To Become Pastor
Something Better – Joel Osteen Daily Devotion
Something Better – Joel Osteen Daily Devotion
He doesn't promise you and then waits to see what you're going to do.
He doesn't promise you and then waits to see what you're going to do.
"Ogeliyo" İle Karamanlılar Bir Tıkla Alışveriş Yapıyor
Son Haberler
Karaman'da 'Anadolu KOP Çocuk Çiftliği Kütüphanesi' Kuruluyor
Karaman'da 'Anadolu KOP Çocuk Çiftliği Kütüphanesi' Kuruluyor
A101'de Haftanın Yıldızları Kampanyası Başladı: 20-26 Haziran Fırsatları
A101'de Haftanın Yıldızları Kampanyası Başladı: 20-26 Haziran Fırsatları
BİM'den Yeni Ödeme Sistemi: Tabletten Ürün Gösterme Dönemi Başlıyor
BİM'den Yeni Ödeme Sistemi: Tabletten Ürün Gösterme Dönemi Başlıyor
BİM'den Yaz Kampanyası: Çadırlar ve Kamp Malzemeleri İndirimde
BİM'den Yaz Kampanyası: Çadırlar ve Kamp Malzemeleri İndirimde
Karaman Hava Durumu: 23 Haziran Salı Parçalı Bulutlu, 5 Günlük Tahmin
Karaman Hava Durumu: 23 Haziran Salı Parçalı Bulutlu, 5 Günlük Tahmin
Koca dayağı hastanelik etti
Koca dayağı hastanelik etti

Ana Sayfa
Gündem
Siyaset
Ekonomi
Asayiş
Sağlık
Spor
Eğitim
İlçeler
Bilim - Teknoloji
Dünya
Kadın
Yaşam
Karaman
Kültür Sanat
Medya
Otomobil
Tarihten
Yerel Haberler
Günün Haberleri
Hava Durumu
Nöbetci Eczaneler
  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
DMCA.com Protection Status

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim