fbpx
Connect with us

Ali Güley

Torunlarıma önemli not…

Bu satırlarımla şahsım adına, biri geçmişe, biri de geleceğe olmak üzere bulunacağım 2 deklarasyon ile tarihe şerh düşüyorum…

Yayımlanma

Ben fes takıp, koca bir milletin geçmişine küfürler eden sütü bozuğu, halen pek çok meczubun “üstad” diye hitap edip, kendi ana babalarına küfürler ettiğini bile idrak etmekten aciz bir şekilde, salyalar akıtarak savunanlara rağmen, yıllardır sırf küfür etmek bana yakışmaz diye “meczub” diyerek anıyorum.

15 yaşımdan itibaren Allah lafzını adıyla anmaktan ar ettiğimden “fetoş” diyerek andığım kanı bozuğun, zaman içinde “hocaefendi”den nasıl da “fetö”ye dönüştüğünü de bizzat, şahsen yaşayarak gördüğüm için, ulaşmaya gücümün yettiği herkesi uyarmaya çalıştım.

Aklının yerine, kendini aklına teslim ettiklerinin sözlerini vahiymiş gibi kabul edenler, bu uyarım nedeniyle o zaman için beni türlü aşağılayıcı tanımlamalarla hatırlasalar da, ben bana inen vahiy doğrultusunda; “okudum”, “dinledim”, “düşündüm” ve “keşke Yunan galip gelseydi” cümlesinin cezasız kalmasını, üstelik Yunan galip gelemediği için bugün “İslamın öncülüğü”nü sahiplenebilen bir milletin, bunu alkışlarcasına, takdir edercesine müeyyide talebinde bulunmamasını, aksine bir de ululaştırma gayretinde olmasını kabullenemedim. O nedenle de bu yazımı geleceğe ulaştırmak istedim, belki onlar anlarlar diye…

Bu satırlarımla şahsım adına, biri geçmişe, biri de geleceğe olmak üzere bulunacağım 2 deklarasyon ile tarihe şerh düşüyorum…

1 – Bu millete komutanlık ederek, zulum ve zalime, olanca perişanlığın yaşandığı zamanda dahi içindeki imanla başkaldırmayı ateşleyip, bir asır sonra bile işaret ettiği dahili ve harici bedhahlara karşı aynı hararetle birlik ve beraberlik meşalesine alev olan Atatürk’ü, bugün bile “hocaları astı” iftiralarıyla dedelerinin bozuk kanlarından arınamayıp kuyruk acılarını yaşayan, milletin dinini, imanını ve imanından kaynaklanan halis duygularını istismar ederek, Müslüman Türk Milletini de kendi boyunlarındaki tasmaya dahil etme çabasıyla İstiklal ve Cumhuriyetimize kast eden düşman hocaefendilerinin, üstadlarının tamamını asmadığı için, şeytandan döllenen tohumlarının bugün yine tarikat kurup, fes takıp başımıza bela olmalarını engellemediği için eleştiriyorum. Yaşıyor olsa ve imkanı olsa idi görevi ihmalden suç duyurusunda bulunurdum. Onunla hesabımız “yüce divan”a kaldı.

2 – Yıllardır birliğimize, beraberliğimizi her bulduğu kapı köpeği ile saldıran, batıdan, doğudan, güneyden, kuzeyden binbir yüzlü düşmanı hala tanıyamamış olduğunu gördüğüm ve ulaşabildiğim herkesi uyardım.

Bana inen vahiy olan Kur’an-ı Kerim’den aldığım talimatlar doğrultusunda, okumaya, anlamaya, ibret almaya ve akıl etmeye çalışarak, duyduğum her sözde, söyleyeni değil, söyleteni görmek için baktım. İçinde bulunduğumuz dönemin psikoloji ve kanaatlerine göre değil, vahiyle bildirilen psikoloji ve kanaate göre yorumlayıp, tavır belirlemeye gayret ettim.

Sevgili torunlarım;

Ben fetoş dedim; onlar hocaefendi dediler. Bunlar milletize ve devletimize hizmet etmiyorlar, çoluğumun, çocuğumun, kardeşimin, hemşerimin, vatandaşımın hakkını, hukukunu çiğniyorlar, bunlar müslüman falan da değil apaçık vatan haini, apaçık düşmandır, beni de kayırmayın, bana da imtiyaz vermeyin ancak adaletli olun yeter dedim dedim; onlar beni “bitaraf” ilan edip, onlara amirlik, müdürlük, başkanlık, vekillik, komutanlık verdiler. Gücüm, sesim, sözüm yetmedi diye düşman olmadım ancak sözüm ve inancım nedeniyle zulüm gördüm.

Gün döndü, hesap döndü, bıçak onların da boğazına dayanınca uyanıp, benimle aynı noktaya geldiler hamdolsun. Şimdi yine pek çok kişi ile birlikte, kimseye ayrıcalık, imtiyaz tanımayın, adaletle yaklaşıp, kimsenin nüfuzuna, makamına, sıfatına bakmadan bir tek tohumunu bile geleceğe taşıyıp memleketin istikbalinde yeniden hortlamamaları için “idam” etmeleri gerektiğini söylüyorum. “idam yasasını çıkarıyoruz, çıkaracağız, çıksa hayır demeyiz” diyorlar ancak bir yıl geçmesine rağmen çıkan bir şey yok. Şayet çıkar ve adaletle davranıp, gerçekten vatana ihanet ettiği kanıtlanan herkesi idam ederlerse, hakkım helaldir, davacı değilim. Aksi halde yine davamız “yüce divan”a kalacak.

Öte yandan fesli meczubla ilgili düşüncelerimi de yukarıda bildirdim. Onunla ilgili uyarılarımı da, fetoşla ilgili uyarılarımda olduğu gibi, dikkate almaktan yana değiller. Maalesef yine bıçak onların da boğazına dayandığında benimle aynı noktaya geleceklerini tahmin ediyorum.

Sevgili torunlarım, ben dünya durağından hareket ettikten sonra yaşayacağınız bu ata topraklarında, karşınıza çıkabilecek “benim müridlerim var”, “ben tarikat lideriyim”, “ben fesli üstadım”, “Allah size kendini anlayacak akıl verememiş, bir tek akıl bana verilmiş, benim dediğimi yapın” ve benzeri şekilde sözler söyleyenlere, kainatı yaratan yaratıcının, yarattığı insana, gönderdiği kitapla ne istediğini anlatamayacak kadar aciz olduğunu düşünebilecek insancıklar arayanlara, dikkat edin. Şunu sakın unutmayın: yaratıcımız, ne istediğini kitabında açıkça ve akıl sahibi herkesin gayet rahat anlayabileceği şekilde anlatmıştır. Diğerleri teferruattır ki aslı bozuk olursa teferruatının sağlığından bahsedilemez. Siz aslına sahip çıkın, teferruatı için de zaten aklınızı yani ilimi kullanmanız gerektiğini göreceksiniz.

Size tek lideri Hz. Muhammed, tek terazisi Kur’an olan, vicdanıyla tartmadığı, vicdanıyla doğrulamadığı hiçbir söze ve sözcü olduğunu iddia eden kimseye kulak asmayan, vatanına, milletine ve devletine sadakati, adaleti ve doğruyu, reklam için meydanlarda değil, inandığı için tüm hayatında taşıyan, gelenin hatırına geçmişe sövmeyen bir gen bırakıyorum, koruyun…

Okumaya devam et
Yorum yap

Yorum Belirtin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklam