Gazidükkan Mahallesinde 80'ler
Bozkırın orta yerinde kurulan bir şehirde Karaman'ın köklü en eski mahallelerindendi
Bozkırın orta yerinde kurulan bir şehirde Karaman'ın köklü en eski mahallelerindendi. Gazi Dükkan Mahallesinde evler genellikle bitişik nizam, tek katlı veya şimdiki dubleks ev tipindeydi. İçten merdivenli, alt kısmında mutfak (aşhane), üst kısmında oturma odası, yatak odası, ayrıca her evin küçüklü büyüklü bahçesi olup, büyük bahçelerde büyük büyük ulu ağaçlar olurdu. Her evin bahçesinde de bir dut ağacı bulunurdu. O dut mevsiminde toplanır, komşulara ikram edilirdi. Kışın komşular toplanır, arabaşı çorbası çekilir, yine komşulara dağıtılırdı.
Gazi Dükkan Mahallesinin bayram yemekleri de oldukça özeldi, çok çeşitliydi. En az beş altı çeşit bayram tatlısı, bakır tepsilerde yapılır, komşulara ikram edilirdi. Yemeklere komşular birbirlerini davet ederlerdi. Eskiden her evin geniş hayatının içinde, tandır (ekmeklik) ocak yeri bulunurdu. Oralarda yapılan ekmeğin kokusu, tüm mahalleye yayılır, kokuyu duyan komşular ise teklifsiz gelir ekmeklerine peynir sıkar, çimen sürer, yerlerdi.
Eski hapishanede yakındı. (Çeşmeli Kilise) Hapishanenin duvarları taşlarla örülüydü, önünde asker nöbette dururdu. Bazen mahkumlar kaçardı, jandarmalar da eski jiplerle gezer, çocuklara sorardı. Çocuklar da ne bilsinler, yanlarından geçenlerin mahkum mu değil mi... Mavi faytonuyla Kürt Raşit Dede, askerlere fırın ekmeği getirirdi, taze taze. Askerlere ekmeği indireceği zaman, mahallenin afacan çocukları da arkadan ellerinin yetiştiği yerden, somun ekmek çalardı.
Ramazan aylarında camilerde mevlitler okutulur, şerbetler dağıtılırdı. Ağa Camisi, Dikbasan Camisi, Yunus Emre Camisi, Şabaniye Camisi... Biz de cami cami gezerdik. Namazlarımızı kıldıktan sonra ise saklambaç oynardık.
Eskiden Cumhuriyet ilkokulunun yukarısında Güneş ilkokulu, Yunus Emre Ortaokulu vardı. Yunus Emre Ortaokulunun sınıflarının bazıları, barakadandı. Anafartalar Ortaokulun bahçesinde ise neredeyse her kazdığın yerden kemik fışkırıyordu. Okulda spor için basket demirini toprağa gömmek için yapılan kazıda veya futbol filesinin direklerini toprağa gömmek için kazıldığında, mutlaka bir mezar çıkıyordu.
Eskiden Araboğlu Camisinin olduğu civar o mahalle de Rum evleri çoğunluktaydı. Büyük çift kanatlı kapı içinde geniş havuzlu büyük ağaçları olan evlerdi. Ayrıca evlerde iki aile oturacak şekilde dizayn edilmişti evin bir bölümü dubleks tipinde içten merdivenli olup yanındaki da iki odalı yer evdi. Her ikisini de duvarları tahta oymalı nakışlı dolapları içten gömmeli göz göz ayrıca o evlerde Rumlar giderlerken altınları sakladıklarına da inanılırdı. Bu merak hiç bitmezdi acaba gerçekten de altın var mıydı? Sokakları yolları taş döşemeydi yolun tam ortasından su kanalı geçerdi kanalizasyon yoktu. Evlerin pis suları veya yağan kar yağmur suları o kanaldan akar giderdi. Yazın o suların içine eşek arıları konardı. Erkek çocukları da toprak keseklerini alır eşek arılarına atarlar onları etkisiz hale getirip iğnesini çıkartır ayaklarına ince bir ip bağlayıp havaya uçururlardı. Ayrıca yine Gazi Dükkan Mahallesindeki çocuklar havanın rüzgarlı olduğu günlerde evlerinde kamıştan ve renkli defter kaplarıyla uçurtma yaparlar uçurtmanın arkasına upuzun bir kuyruk takarlar en yükseğe uçuran kişi ise bir kağıda mesajını yazar elindeki ipin ucunu mesajın ortasından geçirir o mesaj o ip ile birlikte havalanır çocukta "Bakın ben gökyüzüne mesaj gönderdim," derdi.
Eskiden okullarımızda siyah önlüklerimiz vardı. Karanlığın ve fakirliğin simgesi önlüklerimiz, daha fakirlerininki ise siyah naylondan olurdu; daha geç eskisinler diye. Durumu biraz daha iyi olanların ki kumaştan, yakalıklarımız beyaz naylondandı onlarda kesik kesik yırtıklar oluşur iyice eskiyinceye kadar da kullanılırdı. En çok da düğme deliklerinin olduğu yerden ilik yeri kopar çocuklar iki yakayı bir araya getirip ilikleyemezlerdi. Ayrıca bazı anneler beyaz dantelden yakalık örerdi kızlarına ceplerimizde de mutlaka mendillerimiz olurdu öğretmenlerimiz her pazartesi tırnak mendil kontrolleri yapardı
Eskiden isimlerimiz de birbirine benzerdi tıpkı tek tip önlüklerimiz gibi kızların isimleri Ayşe Fatma Emine, Fadime, Zeynep, Hatice, erkeklerinki Mustafa, Ahmet, Ali, Hasan, Hüseyin Mehmet, farklı isimler çok nadir göze çarpardı. Bu günkü gibi moda isimler acayip isimler yoktu.
Çocukluk Gazi Dükkan mahallesinde çok daha renkli geçerdi.
Umarım sizin çok daha güzel anılarınız vardır.