15 Temmuz'un alt metni | Karaman Haber
Karaman Haber
Ahmet Küçükkerniç

15 Temmuz’un alt metni

Haçlı Zihniyetinin karşısında yer alan Hilal Zihniyeti neden sürekli bu oyunlara kanıyor?

15 Temmuz’un alt metni
Bu haber 14 Temmuz 2017 - 18:50 'de eklendi.

Türklerin Anadolu’ya girişi resmi olarak her ne kadar 1071 Malazgirt Zaferi ile olduğu düşünülse de aslında gerçek bu tarihin çok öncesinde de bu topraklarda Türklerin yaşadığını gösteriyor. Fakat milat olarak kabul edilen Malazgirt Zaferi bile baz alındığında Türklerin bu topraklarda üstlendikleri misyon bütün önemiyle göze çarpıyor.

O tarihlerde Britanya Adasında kurulan İngiltere, Hristiyanlığın yeni ve yılmaz koruyucusu durumuna geliyor, tarihte çok uzun bir zamandır kutsal şehir olarak addedilen Kudüs’ün konumu daha da büyük bir önem kazanıyordu. Çünkü Kudüs’ün güneyinden yayılmaya başlayan İslam dini, zaman içerisinde Kudüs’ü de hâkimiyeti altına almış, gerek Yahudiler ve gerekse Hristiyanlar tarafından bir beka sorunu haline gelmeye başlamıştı. Özellikle Tevrat’ta bahsi geçen Vaad Edilmiş Topraklar kavramı, Yahudilerin gözünde daha da önem kazanmıştı. Üstüne üstlük Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan’ın Roma İmparatoru Romen Diyojen’e yaşattığı bozgun, hem Yahudiler ve hem de Hristiyanlar için hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı sinyalini vermiş, giderek ivme kazanan İslam hareketine, bir de Türk kavramı eklenmişti.

Kaleme aldığım Kıskaç isimli romanımda Sultan 2. Abdülhamid’in “Düşman” kavramı hakkında ne düşündüğünü kurgusal bir dille aktarmaya çalıştım. Anekdotta da aktardığım gibi, düşman kavramı çift taraflı bir ayna gibidir. Kişilere ve zamana göre değişir. Asıl yapılması gereken ise düşmanın yapacaklarına karşı hazırlıklı olmak ve sürekli stratejiler üreterek, yapmaları muhtemel hamleleri önceden tespit edip, önleyebilmek olmalı.

Ahmet Küçükkerniç’in romanı Kıskaç

Akıllara normal olarak şu soru geliyor;

Peki, biz bu hamleleri yapabildik mi?

Maalesef hayır!

Tarih boyunca kurulan ve yıkılan devletlere bakıldığında bu konuda pek başarılı olduğumuz söylenemez.

Bunun son örneğini de geçtiğimiz yılın 15 Temmuz’unda milletçe yaşadık. İlkokul mezunu bile olduğu şüpheli bir hainin İslam dinini kullanıp, insanları Allah ile aldatarak nasıl bir yapılanma içine girdiğini ve bu yapılanmanın sonucunda ne tür ihanetin noktası olduğunu hep birlikte gördük.

Peki, bu ihanetin alt metnini okuyabildik mi?

Maalesef ona da hayır!

Sadece FETÖ/PDY’nin değil, tarih boyunca bu topraklarda yaşanan ihanet eksenli isyanların da alt metinlerini okumadık. Üstüne üstlük bu alt metinleri okumaya yeltenmeyenler de, basit konuşmalar sonrasında yeni ihanet hamlelerini beklemeye koyuldu.

Çünkü halk olarak bağnaz bir mantıkla radikal din adamı kisvesindeki hainlerin alınlarının secdeye değmesini referans alındı.

Sadece FETÖ değil, tarih boyunca İskilipli Atıf, Şeyh Sait, Delibaş Mehmet, Derviş Mehmet ve daha nicelerinin, Allah’ın kıyamete kadar bu dinin teminatı olduğunu bile bile “Din elden gidiyor!” yalanlarını, dinin kendisinden daha muteber bir hale getirilerek, ülkenin atacağı adımları en başından durdurmaya çalıştı.

Musul ve Kerkük meselesinin akamete uğramasına sebep olan Şeyh Sait Doğuda, yine İngiliz altınlarının cazibesiyle yeni kurulan devleti yıkma amacı güden Delibaş Mehmet’le İç Anadolu’da, yabancı istihbarat servislerinin kuklası olarak başlattığı isyan hareketi ve neticesinde Menemen’de Mustafa Fehmi Kubilay ve arkadaşlarının şehit edilmesiyle sonuçlanan hareketiyle Derviş Mehmet Batıda ve Milli Mücadele karşıtı yaptığı çalışmaları, yazıları ve fetvalarıyla karşı kışkırtan İskilipli Atıf Kuzeyde; bu ülkenin geleceğini üç beş İngiliz altınına sattılar.

İsyanların alt metinleri ise ortadaydı;

Bu milleti bu topraklardan ya söküp atmak, ya da kendi topraklarında esir hale getirmek.

FETÖ/PDY için de durum aynıydı.

Dinler arası diyalog adlı hastalıklı fikirle, adına ılımlı İslam dedikleri aptalca fikrin sentezlenmesiyle, halkı inançlarından uzak tutarak, duyarsız hale getirerek, sonrasında da –eğer darbe girişiminde başarılı olsalardı- ülkenin tapusunu kendilerini bu yolda yalnız bırakmayan ağa babalarına vermekti.

Aslında asıl mesele tam olarak karşımızda duruyor ve gerek siyasi ve gerekse toplumsal akıl olarak kılımızı bile kıpırdatmıyoruz;

Haçlı Zihniyetinin karşısında yer alan Hilal Zihniyeti neden sürekli bu oyunlara kanıyor?

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA